Telefonumuz artık yalnızca arama yaptığımız bir cihaz değil. Sabah alarmımızı susturuyor, işe giderken yolu gösteriyor, gün içinde mesajlarımızı taşıyor, alışveriş yapmamıza yardımcı oluyor, fotoğraflarımızı saklıyor ve akşam hangi videoyu izleyeceğimize kadar pek çok alışkanlığımızın merkezinde yer alıyor. Günün büyük bölümünde bizimle birlikte olan bu cihazların hakkımızda ne kadar bilgi topladığı da doğal olarak merak konusu oluyor. Asıl soru şu: Telefonlarımız Hakkımızda Ne Kadar Şey Biliyor?
Aslında telefonlarımız bizi bir insanın başka bir insanı tanıdığı gibi tanımıyor. Ne düşündüğümüzü doğrudan okuyamıyor, ne hissettiğimizi kesin olarak bilmiyor ve aklımızdan geçenleri tahmin edemiyor. Ancak gün boyunca yaptığımız aramalar, kullandığımız uygulamalar, izlediğimiz videolar, bulunduğumuz yerler ve baktığımız ürünler bir araya geldiğinde hakkımızda oldukça ayrıntılı bir dijital profil ortaya çıkabiliyor. İşin ilginç tarafı ise bu bilgilerin büyük bölümünü telefonumuza ve kullandığımız uygulamalara farkında olmadan kendimizin vermesi.
İçindekiler
Telefonumuz Gün İçinde Neler Öğrenebilir?
Sabah telefonun kilidini açtığımız andan itibaren çeşitli uygulamalarla etkileşime girmeye başlıyoruz. Hangi uygulamaları daha sık kullandığımız, internette neleri aradığımız, hangi videoları sonuna kadar izlediğimiz, hangi ürünlere baktığımız ve hangi içeriklerde daha uzun süre kaldığımız gibi davranışlar zaman içinde belirli ilgi alanlarının oluşmasına yardımcı oluyor. Birkaç gün boyunca kamp malzemelerine baktığınızı, çadır fiyatlarını araştırdığınızı ve sosyal medyada kamp videoları izlediğinizi düşünün. Bir süre sonra karşınıza kamp ürünleriyle ilgili reklamların çıkması çok şaşırtıcı olmayacaktır.
Burada telefonun “Bu kişi kampa gitmek istiyor” diye düşündüğünü söylemek doğru olmaz. Daha doğrusu kullandığınız servisler ve reklam sistemleri, geçmiş davranışlarınıza bakarak kamp ürünleriyle ilgilenme ihtimalinizin yüksek olduğunu tahmin ediyor. Bu tahminler bazen o kadar isabetli olabiliyor ki insan telefonunun kendisini olduğundan daha fazla tanıdığını düşünebiliyor.
Telefonumuz Konumumuzu Biliyor mu?
Konum izni verdiğimiz uygulamalar telefonun bulunduğu yer hakkında bilgi alabilir. Navigasyon uygulamalarının yol tarifi verebilmesi, hava durumu uygulamalarının bulunduğumuz bölgenin tahminlerini göstermesi veya yakındaki restoranları görebilmemiz bu teknoloji sayesinde mümkün oluyor. Dolayısıyla konum bilgisinin kullanılması başlı başına kötü veya şüpheli bir durum değil; önemli olan bu bilginin hangi uygulama tarafından ve hangi amaçla kullanıldığı.
Örneğin bir navigasyon uygulamasının siz yol tarifi alırken konumunuza erişmesi oldukça normaldir. Buna karşılık basit bir oyun uygulamasının sürekli konum bilgisi istemesi daha fazla dikkat gerektirebilir. Günümüzde Android ve iPhone cihazlarda uygulamalara “yalnızca kullanırken izin ver” gibi seçenekler sunulması da bu yüzden önemli. Kullanıcı olarak hangi uygulamanın hangi bilgiye ulaşabildiğini zaman zaman kontrol etmek, gizlilik açısından yapılabilecek en basit ama en etkili şeylerden biri.
Aradığımız Şeyler Hakkımızda Çok Şey Söylüyor
Google’da yaptığımız aramalar da ilgi alanlarımız hakkında düşündüğümüzden daha fazla bilgi verebilir. Bir hafta boyunca bebek arabası modellerini araştıran biri ile sürekli ekran kartı ve bilgisayar parçalarına bakan birinin farklı konularla ilgilendiğini anlamak çok zor değildir. Üstelik yalnızca yazdığımız arama kelimeleri değil, hangi sonuçlara tıkladığımız ve sonrasında hangi sitelerde vakit geçirdiğimiz de davranışlarımız hakkında çeşitli ipuçları oluşturabilir.
Bu durum yalnızca reklamlarda karşımıza çıkmıyor. YouTube’un önerdiği videolar, sosyal medya akışımızda gördüğümüz içerikler ve bazı platformların ana sayfasında karşımıza çıkardığı paylaşımlar da geçmiş davranışlarımızdan etkilenebiliyor. Bu nedenle aynı uygulamayı kullanan iki kişinin ekranında tamamen farklı içerikler görmesi son derece normal. Herkesin karşısına çıkan içerikler, zaman içinde gösterdiği ilgiye göre farklılaşabiliyor.
Peki Telefonumuz Bizi Dinliyor mu?
İnsanların en fazla merak ettiği konulardan biri de bu. Bir arkadaşınızla kahve makinesi hakkında konuştuğunuzu ve birkaç saat sonra telefonunuzda kahve makinesi reklamı gördüğünüzü düşünün. Böyle bir durumda “Telefon kesin bizi dinliyor” diye düşünmek çok doğal. Çünkü reklamın zamanlaması bazen tesadüf olamayacak kadar dikkat çekici görünebiliyor.
Ancak çoğu durumda size uygun bir reklam göstermek için telefonun mikrofonunun sürekli sizi dinlemesine gerek bulunmuyor. Daha önce yaptığınız aramalar, ziyaret ettiğiniz internet siteleri, bulunduğunuz yerler, izlediğiniz videolar, alışveriş geçmişiniz ve benzer davranışlara sahip kişilerin hareketleri reklam sistemleri için zaten oldukça fazla bilgi sağlıyor. Bu sistemler bu verileri bir araya getirerek neyle ilgilenebileceğiniz konusunda tahminlerde bulunabiliyor.
Telefonların bizi gerçekten dinleyip dinlemediği konusu başlı başına ayrı ve merak edilen bir konu. Bu nedenle daha önce Vuslat Teknoloji’de hazırladığımız “Telefonumuz Bizi Dinliyor mu? Yoksa Biz mi Fazla Şüpheleniyoruz?” yazısında bu konuyu daha ayrıntılı ele almıştık. Özellikle konuştuğumuz bir şeyin kısa süre sonra reklam olarak karşımıza çıkmasının nedenlerini merak ediyorsanız o yazıya da göz atabilirsiniz.
Uygulamalar Neden Bu Kadar Çok İzin İstiyor?
Yeni bir uygulama yüklediğimizde kamera, mikrofon, konum, fotoğraflar, kişiler ve bildirimler gibi pek çok izinle karşılaşabiliyoruz. Çoğumuz uygulamayı hızlıca kullanmaya başlamak istediğimiz için bu ekranları fazla düşünmeden geçebiliyoruz. Oysa uygulamaların istediği izinler, telefonumuzdaki kişisel verilere hangi ölçüde ulaşabileceklerini doğrudan belirliyor.
Elbette her izin talebi şüpheli değildir. Bir görüntülü görüşme uygulamasının kameraya ve mikrofona erişmek istemesi, navigasyon uygulamasının konum bilgisine ihtiyaç duyması veya fotoğraf düzenleme uygulamasının galeriyi açmak istemesi son derece mantıklıdır. Burada dikkat edilmesi gereken nokta, uygulamanın yaptığı işle ilgisi olmayan izinler istemesidir. Örneğin çok basit bir uygulamanın rehberinize, konumunuza ve mikrofonunuza aynı anda erişmek istemesi durumunda biraz daha dikkatli olmakta fayda var.
Sosyal Medya Bizi Nasıl Bu Kadar İyi Tanıyor?
Sosyal medya uygulamalarını kullanırken bazen karşımıza çıkan içeriklerin ilgi alanlarımızı fazlasıyla iyi bildiğini düşünebiliriz. Bunun temel nedeni, uygulamaların yalnızca beğendiğimiz gönderilere değil, nasıl davrandığımıza da bakabilmesidir. Bir videoyu hemen geçmeniz, birkaç saniye izlemeniz veya sonuna kadar seyretmeniz farklı anlamlara gelebilir. Aynı şekilde bir gönderiyi kaydetmeniz, paylaşmanız veya yorum yapmanız da sistem için ayrı birer işaret oluşturur.
Örneğin sürekli otomobil videoları izliyorsanız bir süre sonra ana sayfanızda daha fazla otomobil içeriği görmeye başlayabilirsiniz. Siz bu içeriklerle ilgilenmeye devam ettikçe sistem de ilginizin sürdüğünü düşünerek benzer içerikleri daha fazla göstermeye başlar. Böylece başlangıçta küçük olan bir ilgi alanı zaman içinde sosyal medya akışınızın büyük bölümünü oluşturabilir. Bu nedenle uygulamanın bizi düşündüğümüzden daha iyi tanıdığı hissine kapılabiliriz, ancak aslında çoğu zaman yaptığı şey geçmiş davranışlarımızdan gelecekte neyle ilgilenebileceğimizi tahmin etmektir.
Fotoğraflarımız da Sandığımızdan Daha Fazla Bilgi Taşıyor
Bugünkü telefonlarda fotoğraf uygulamaları artık yalnızca görüntüleri saklamıyor. Galerinizde “deniz”, “araba”, “köpek” veya belirli bir şehir adıyla arama yaptığınızda ilgili fotoğrafların karşınıza çıktığını fark etmiş olabilirsiniz. Bunun nedeni, fotoğrafların yazılımlar tarafından analiz edilerek içindeki nesnelerin, kişilerin veya mekanların belirlenebilmesidir.
Bu özellik günlük kullanım açısından oldukça faydalıdır. Yıllar önce çektiğiniz bir fotoğrafı binlerce görüntünün arasında saniyeler içinde bulabilirsiniz. Ancak fotoğrafların yalnızca görüntüden ibaret olmadığını da unutmamak gerekir. Bir fotoğraf dosyasında çekildiği tarih, kullanılan cihaz ve bazı durumlarda çekildiği konum gibi ek bilgiler bulunabilir. Bu da telefonlarımızda düşündüğümüzden çok daha ayrıntılı bir kişisel arşiv taşıdığımız anlamına gelir.
Telefonumuz Gerçekten Bizi Tanıyor mu?
Telefonumuzun bizi gerçekten tanıyıp tanımadığı sorusuna verilecek en doğru cevap, “bir bakıma evet ama düşündüğümüz şekilde değil” olabilir. Telefonumuz neden mutlu olduğumuzu, neden canımızın sıkkın olduğunu veya bir ürünü neden sevdiğimizi gerçekten anlamaz. Ancak hangi saatlerde telefonu kullandığımızı, hangi uygulamalara daha sık girdiğimizi, hangi içerikleri izlediğimizi ve hangi konulara ilgi gösterdiğimizi analiz eden sistemler zaman içinde oldukça başarılı tahminlerde bulunabilir.
Bu tahminlerin bazıları o kadar doğru olabilir ki cihazın bizi gerçekten tanıdığı izlenimi oluşabilir. Oysa ortada çoğu zaman duygularımızı veya düşüncelerimizi anlayan bir sistem değil, geçmiş davranışlarımızdan hareketle olasılık hesaplayan algoritmalar vardır. Aradaki bu fark önemli, çünkü teknoloji ne kadar gelişirse gelişsin bugün için telefonumuzun bizi bir insan gibi tanıdığını söylemek doğru olmaz.
➤ Bütün Bunlardan Korkmalı mıyız?
Telefonlardan ve dijital hizmetlerden tamamen uzaklaşmak günümüz dünyasında ne gerçekçi ne de gerekli. Navigasyon sayesinde bilmediğimiz yerlere kolayca ulaşabiliyor, fotoğraflarımızı yedekleyebiliyor, kaybolan telefonumuzu bulabiliyor ve ilgilendiğimiz içeriklere daha kolay erişebiliyoruz. Bu teknolojilerin sağladığı kolaylıkları yok saymak mümkün değil.
Asıl önemli olan, bu hizmetleri kullanırken tamamen kontrolü bırakmamak. Hangi uygulamaların hangi izinlere sahip olduğunu ara sıra kontrol etmek, kullanmadığımız uygulamaları kaldırmak, konum ve mikrofon erişimlerini gerektiğinde sınırlandırmak ve internette yaptığımız her hareketin tamamen görünmez olmadığını bilmek yeterli bir başlangıç olabilir. Dijital dünyada bıraktığımız izlerin her biri tek başına önemsiz görünebilir; bir arama, bir video, bir konum bilgisi veya bir alışveriş kaydı büyük anlam taşımayabilir. Ancak bütün bu küçük parçalar bir araya geldiğinde hakkımızda oldukça ayrıntılı bir tablo ortaya çıkabilir.
Bu yüzden belki de “Telefonumuz bizim hakkımızda ne biliyor?” sorusundan önce başka bir şeyi düşünmek gerekiyor: Biz telefonumuza kendimiz hakkında ne kadar bilgi veriyoruz? Telefonlarımızın bizi ne kadar tanıdığı biraz da bu sorunun cevabında saklı.
➤ Teknoloji, internet, dijital dünya ve günlük hayatta merak ettiğimiz konuları sade bir dille anlatmaya devam ediyoruz. Yeni yazıları kaçırmamak için Web Defteri’ni takip etmeye devam et.
Güncel içerikler, kısa bilgiler ve yeni blog duyuruları için bizi Instagram’da da takip edebilirsin: @webdefteri



